Mutlakiyet devrinde memletek dahilinde seyahat edenlere Müruz Tezkeresi denilen bir nevi dahili pasaport verilirdi.Bir yararıda başıboş ınsanları önlemesi idi.Buna dair bir Fıkra vardır
Adamanın biri mürur tezkeresi alırken memur sormuş
- Adın ne ?
- Kara Hasan
- Babanın Adı ?
- Kara Veli
- Nerelisin ?
Karaköseliyim
- Nereye gidiyorsun ?
- Karaman'a
- Ne ile gidiyorsun ?
- Kara Vapuru ile
- Nerede Oturuyorsun ?
- Karagümrükte
Artık tahammülü kalmayan memur adam bakarak
-- Ulan ! demiş Zil mi kesildinmi be herif !!
Tarihin yaz dediği bir bilgi blogudur.Insanların bilgiye ulasması ıcın yaptığım bir çalışmadır.Bunları yazarken pek cok kaynaktan yararlandım onlarıda yazıların altlarında bulabilirsiniz,yazmaya ve bilgi yüklemeye devam edeceğim dilerim birilerine yararı olur
Monday, October 2, 2017
TARIHTEN UFAK HIKAYELER
Prusya Kralı Büyük Fredericc ( 1712+1786 ) hazırcevap bir adamdı.Yedi yıl savaşları sırasında ordudaki askerlerden biri kayıplara karışmış,kaçtığı anlaşılımca da aranıp bulunarak idam edilmek üzere hapsa atılmış.Olay Büyük Frederik in kulağına gitmişti.Kral Askeri karşısına getirmelerini emiretti.
- Niçin kaçıyorsun ? diye sordu askere
- Efendim.Durum giderek kötüleşiyor.Bir çıkar yok göremediğim için,kaçmak en iyisi diye düşündüm
Kral bir an durdu,sonra gülümseyerek su cevabı verdi..
- Kimbilier belkide haklısın.... Ama sen yinede yarına kadar sabret,(ertesi gün çarpışma vardı)
eğer durum gerçekten düzelmezse,birlikte kaçarız
- Niçin kaçıyorsun ? diye sordu askere
- Efendim.Durum giderek kötüleşiyor.Bir çıkar yok göremediğim için,kaçmak en iyisi diye düşündüm
Kral bir an durdu,sonra gülümseyerek su cevabı verdi..
- Kimbilier belkide haklısın.... Ama sen yinede yarına kadar sabret,(ertesi gün çarpışma vardı)
eğer durum gerçekten düzelmezse,birlikte kaçarız
KraL I George 'dan Kraliçe II.Elizabeth'e Ingiliz Hanedanı hakkında ufak bir not
Ingiltere tarihinde George adını taşıyan 6 Kral vardır.Bunların ilk 4ü Hanover Hanedanına mensup Alman Prensleridir.V.George ile VI.George ise Saxe-Coburg-Gotha hanedanina mensupturlar.Bu hanedan Birinci Dünya savaşı yıllarında V.George'un hükümdarlığı sırasında Windsor adını alarak daha Anglo Sakson bir görüntüye sahip olmuştur.
Ingiltere tarihindeji George adını taşıyan kralların en önemsizi be silik ,en yeteneksizi herhalde I.George 'dur.Ancak,Ingiltere tarihinde Hanover ailesine mensup Kralların ilki,I George dur,bu hanedan onunla başlamıştır.Bugun ingiltere tahtında bulunan Kralice II.Elizabeth in buyuk babasıdır.
1714-1727 yılları arasında 13 yıl hüküm süren I.George 'un Babasıda bir Alman Prensidir.Ernest Augustus Von Braunschwieg Lüneburg....Annesi ise Stuart Hanedanına mensup bir Ingilizdir.I James in torunu olan Prenses Sophie.Bu bakımdan I.George'un bir Alman olarak büyütülmıüş bir olarak yetiştirilmiştir.
1701 tarihli antlaşma ile Ingiltere tahtının veraset hakları ,Katolik olan Stuartladran alınıp,yeğenleri olan Protesten Hannoverlerin devredilmiş bulunuyordu..
Kralice Anne 1714 te ölünce tahta en yakın kşi olması bakımından I.George Ingiltere Kralı olarak taç giydi.55 yaşındaydı ve tek kelime Ingilizce bilmiyordu.Babasının vatanı Almanyayı seviyor,Ingiltere'ye hiç mi hiç ilgi duymuyordu.Ingiltere ile tüm ilgisi karlı yiyim kapıları,pek çok metresine de zengin hediye dağıtmasına elverişli gelirinden ileriye gitmiyordu..Bakanların konuştuklarını anlamıyor,onlarla konuşup anlaşamıyordu..Böyle oluncada zamanla sıkılarak parlamentonun toplantılarını aksatmaya başladı..sonunda hiç gitmez oldu.Sir Robert Walpole,toplantıları yönetmek görevini üstlenerek Ingilterede bugünkü anlamda bir Başbakanlık kurumun kurulmasını sağlayan kişidir.
I George daha tahta çıkmadan yıllar önce Sophia Dorothea adlı soylu bir kadınla evlenmişti.Ama onunla geçinemiyordu.Anlaşmazlıklar büyük boyutlara erişince ondan boşandı.Bu kadarlada kalmayıp Sophia'yı hapisettirdı.Yıllarını zindanda geçiren kadıncağız,öldüğü zaman hala hapiste bulunuyordu...
I.George'un Sophiadan olan kızı Prusya prensi ile evlenmiş,oğlu ölümünden sonra yerine geçerek II.George adıyla hüküm sürmüştür ,Hanedan detay aşağıdadır
1714 I.George ( 1660 - 1727 )
1727 II.George ( 1683-1760 ) I.George'un oğlu
1760 III.George ( 1738-1820 ) II.George'un torunu
1820 VI.George ( 1762-1830 ) III George'un oglu
1830 IV.Guillaume ( 1765-1837 ) IV.Georgeun oglu
1837 Victoria ( 1819-1901 ) III.Georgeun 4.kızı
1901 VII.Edward ( 1841-1910 ) Victorianın oğlu
1910 V.George ( 1865-1936 ) VII.Edwardın oğlu
1936 VIII.Edward ( 1894-1972 ) V.Georgeun büyükoğlu
1936 VI.George ( 1895-1952 ) V.George un büyükoğlu
1952 II.Elizabeth ( 1926 - ) VI George un kızı Hala Kralice
Ingiltere tarihindeji George adını taşıyan kralların en önemsizi be silik ,en yeteneksizi herhalde I.George 'dur.Ancak,Ingiltere tarihinde Hanover ailesine mensup Kralların ilki,I George dur,bu hanedan onunla başlamıştır.Bugun ingiltere tahtında bulunan Kralice II.Elizabeth in buyuk babasıdır.
1714-1727 yılları arasında 13 yıl hüküm süren I.George 'un Babasıda bir Alman Prensidir.Ernest Augustus Von Braunschwieg Lüneburg....Annesi ise Stuart Hanedanına mensup bir Ingilizdir.I James in torunu olan Prenses Sophie.Bu bakımdan I.George'un bir Alman olarak büyütülmıüş bir olarak yetiştirilmiştir.
1701 tarihli antlaşma ile Ingiltere tahtının veraset hakları ,Katolik olan Stuartladran alınıp,yeğenleri olan Protesten Hannoverlerin devredilmiş bulunuyordu..
Kralice Anne 1714 te ölünce tahta en yakın kşi olması bakımından I.George Ingiltere Kralı olarak taç giydi.55 yaşındaydı ve tek kelime Ingilizce bilmiyordu.Babasının vatanı Almanyayı seviyor,Ingiltere'ye hiç mi hiç ilgi duymuyordu.Ingiltere ile tüm ilgisi karlı yiyim kapıları,pek çok metresine de zengin hediye dağıtmasına elverişli gelirinden ileriye gitmiyordu..Bakanların konuştuklarını anlamıyor,onlarla konuşup anlaşamıyordu..Böyle oluncada zamanla sıkılarak parlamentonun toplantılarını aksatmaya başladı..sonunda hiç gitmez oldu.Sir Robert Walpole,toplantıları yönetmek görevini üstlenerek Ingilterede bugünkü anlamda bir Başbakanlık kurumun kurulmasını sağlayan kişidir.
I George daha tahta çıkmadan yıllar önce Sophia Dorothea adlı soylu bir kadınla evlenmişti.Ama onunla geçinemiyordu.Anlaşmazlıklar büyük boyutlara erişince ondan boşandı.Bu kadarlada kalmayıp Sophia'yı hapisettirdı.Yıllarını zindanda geçiren kadıncağız,öldüğü zaman hala hapiste bulunuyordu...
I.George'un Sophiadan olan kızı Prusya prensi ile evlenmiş,oğlu ölümünden sonra yerine geçerek II.George adıyla hüküm sürmüştür ,Hanedan detay aşağıdadır
1714 I.George ( 1660 - 1727 )
1727 II.George ( 1683-1760 ) I.George'un oğlu
1760 III.George ( 1738-1820 ) II.George'un torunu
1820 VI.George ( 1762-1830 ) III George'un oglu
1830 IV.Guillaume ( 1765-1837 ) IV.Georgeun oglu
1837 Victoria ( 1819-1901 ) III.Georgeun 4.kızı
1901 VII.Edward ( 1841-1910 ) Victorianın oğlu
1910 V.George ( 1865-1936 ) VII.Edwardın oğlu
1936 VIII.Edward ( 1894-1972 ) V.Georgeun büyükoğlu
1936 VI.George ( 1895-1952 ) V.George un büyükoğlu
1952 II.Elizabeth ( 1926 - ) VI George un kızı Hala Kralice
INGILTERE KRALI I.GEORGE'UN IKI TÜRK DANIŞMANI NIN HIKAYESI
Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın ısrarlı tutumu yüzünden Avusturya’ya karşı girişilen Viyana Seferi’nin tarih kitaplarında geniş yer aldığını ve 16 yıl kadar süren bu sefer sonunda Avrupa’daki komuşularının açıkça ortaya konduğunu herkes bilir.Sadece acıklı olaylar arasında gözlerden kaçan bir ayrıntı vardır.O da bu seferde Ingiltere Kralı I.George ‘un eylemli olarak Türklere karşı savaşmış olmasıdır.
I.George
henüz İngiltere Kralı olmadan önce Brunswick Luneberg Dükalığını başkenti
Hanover’de babası Ernets Augustus’un özeni altında yetiştirildiği bir sırada
henüz 23 yaşlarındayken Papa XI.Innocent’in çağrısı üzerine savaşa gidiyordu.Bu
savaş Avrupa’nın kalbine doğru bir kaplan pençesi gibi sarkan Türk gücünü yok etmek içindi.Papa nakten yardım ettiği
gibi Katolik tüm Prensleri Türklere savaş için çağırır..Her yandan para ve
gönüllü gelmekteydi.En güçlü ittifak Avusturya ve Polonya arasında
olmuştur.Ernest Augustus Almanyadaki karışık durum ve kendi devletinin geleceği
yönünden bizzar katılmadığı ,bu savaşa,bir bölük seçme askerin başında oğlu
George’u yollar.
George yeni
doğan çocuğunu ve eşini bırakıp birliği ile yola çıkar.Bir bölük seçme Alman
Askerinin başında Viyana’yı kuşatan türk gücünü yenmek ve Hristiyanlığı korumak
için azimle yola çıkıyorfu.
Türk ordusu
o zamana kadar sefere çıkmış olan orduların sayıca en kalabalığıydı .O zamanki
piyade askeri ,Kapıkulu yayalarıyla süvarilerin oluşturduğu Türk Ordusu,Kırım
hanı,Eflak ve Buğdan voyvodaları askerleriyle Mısır ve Şam kullarıyla katılması
sayesinde 350.000 kişiye varıyordu.Ne varkş Başkomutanlığı üzerine almış
bulunan Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşaişan ve şöhrete düşkünlüğü,haris
ve inatçı,tabiatı yüzünden dosttan çok düşmanı bulunan bir kimseydi ve
kendisine yardım edecek olan Paşalar ve Beylerbeyleri adeta içlerinden
yenilmesini isteyen bir tutum sürdürüyorlardı.
İşte Viyana’yı
14 Temmuz 1683 de yaptığı ilk kuşatmada alabilecek bir durumdayken,sıf yeniçerilerin
şehri yağma etmesini önlemek ve bütün hazineyi böylece kendisine maletmek amacıyla
şehrin savaşsız teslim olmasını isteyen Kara Mustafa Paşa,büyük ve affedilmez
bir taktik hatası yapıyordu.Zira bu fikir ile yola çıkılmadığından ağır toplar
getirilmediğinde yardımcı kuvvetlerede
vakit kazandırır.Polonya Kralı Jean
Sobieskinin komutasındaki müttefik Hristiyan kuvvetleriyle çarpışma Ramazan’a
rastlıyan Eylül ayında oldu ve psikolojik koşullar kendi aleyhinde olan Türk
Ordusu başarı gösteremedi.İşte bu sıralarda Dornbach dolaylarında yaptığı
çatışmada George’un bölüğü bir Türk Mangasını esir etmişti.Emrindeki subayların
öldürmek üzere bulunduğu iki Türk’ü ölümden
kurtaran George ,Bunları kendine savaş ganimeti olarak aldı.
Savaş
Türklerin bozgunuyla bitip Hristiyan Kuvvetleri Viyanayo kurtardıktan sonra
Avrupanın dört bucağına zafer haberi gönderiliyordu.Hanover’e de Babasina bu
haberi götüren süvari öyle hızlı bir yolculuk yapmıştıki,yolculuk sonunda
ağzından sadece zafer bizim sözü çıkabilmiş ve atıyla birlikte yere yığılıp can
vermişti.
George
beraberinde iki Türk esiri,Mehmet’le
Mustafa’yı Hanovere götürdü.Bunlar kurtaracılarına öylesine bağlanışlardıki
George onları hayatı boyunca kendilerini yanından ayırmaz olmuştu.Biri özel
sekreteri olarak hesap işlerini görür ,vekil harçlığını yaparken ,öbürüde
kendisinin masajını yapar,yıkar,giydirir ve özel hizmetine bakardı..
Ingiltere
Kralı olduktan sonra Georga,Mustafa’yla Mehmet’i de beraberinde Londra’ya
götürdü.Bu iki Türk’e karşı beslediği
sevgi,Ingiltere sosyetesinden türlü söylentilere yol açyığı halde,Kral buna aldırmamıştı ve hatta
Kensington sarayındaki freskte,Mustafa’yla Mehmetin portleride yer almıştı.Ingiliz
sarayında görevli bazı kişiler Mustafayla Mehmetin kralın karanlık işlerinde
aracılık ettikleri söylensede Kral bunu umursamaz.Belki mizacının çekingen oluşu savaş alanında kazandığı bu
ürk dostluğunun perçinlenmesine vesile olmuş,belkide o zaman a kadar kendi
adamlarında göremedği vefayı ve itaati Mustafa ve Mehmet i yanından ayırmama
nedenidir.Ingiliz saray erkanın kendilerinden hoşlanmadığı iki türk için
çıkardığı söylentiler arasında bunların yüksek devlet makamlarını ve memurluklarını
Kral adına para karşılığı satıldı konusuda vardı…
Yaşamı
bpyunca Mehmet ile Mustafa I.George’un adeta ikinci vicdanı gibi yanında yer
aldılar.Hatta 1727 yılı 11 haziran tarihinde
ve krallığının 13.yılında Londradan Hanover’e yapmakta olduğu yolculuğun
Osnabrück aşamasında I.George’un tutulduğu sara nöbeti sonunda hayata gözlerini
yumarken yanında ne metreslerinde biri,ne bir din adamı,sadece arkadaşı Mustafa
bulunmuştu.Bazı kesimler George’un Müslüman olduğunu söylerler
n.b : Bu yazı Yıllarboyu tarih dergisinde Yusuf Mardinin çalışmasından alınmıştır
n.b : Bu yazı Yıllarboyu tarih dergisinde Yusuf Mardinin çalışmasından alınmıştır
Tuesday, September 26, 2017
KURTULUŞ SAVAŞIN DA KONUŞULAN RUS YARDIMI VE GERÇEKLER
Osmanlı
imparatorluğu Birinci Dünya savaşına
girmeden önce Mali ve Ekonomik durumu itibariyle korkunç bir borçlanmanın içinde
ve kapütilasyonlar nedeniyle acıklı durumda idi.Bu ağır yükün altında hergeçen
gün biraz daha ezilirken Birinci dünya savaşının büyük baskısıda üstüne
eklenmiş ve imparatorluk çökererk ,perişan bir hale düşmüştü.Esarete ve
Türklüğün yok olmasını kabul edemeyen bu asil millet,yurdunu parçalayanlara v
istila ordularının Anadolu içlerine doğru ilerleyişine başkaldırınca bir diğer
acıklı mesele ortaya çıkmıştı.Düşmana karşı koymak,şerefle direnmek içinde
silah ve cephane,yiyecek ve malzene gerekliydi..Halk yoksuldu,Köylü ne ürününü
ekebilmiş,nede haşatını yapabilmişti.Arka arkaya gelen Trabslugarp,Balkan ve
Birinci Dünya savaşından sonra şimdide Kurtuluş savaşı,Anadolunun insan ve
maddi kaynaklarını alıp götürmüş,kurutmuştu.Hele hele bütün düşman kuvvetleri
karşısına direnişe geçen küçük Kuvayı
Milliye gruplarıyla bu işin sürüncemede kalınıcağı ve kesin zafer ve kurtuluş için
düzenli orduya ihtiyaç olduğu görülüp anlaşılınca da,para sıkıntısı iyice
kendini hissettirmişti..
Sivas
kongresinin öncesi ve sonrasında Kuvay i Milliyenin çarpışmaları için,milli heyetler halktan para ve bağış
topladılar.Ayrıca kızılay yardımları ve el konarak bankalardan alınan paraların
bir kısmı ile bu ihtiyaçlar birazda olsa giderilmeye çalışıldı.Daha sonra para
tedariki için her çareye başvuran askeri makamlarca,Kuvayi Milliye
müfrezelerinin desteklenmesi imkanına
sahip illerin para ve mal yardımlarının arttırılmasına çalışıldı.Büyük millet
meclisi hükümeti kuruluncaya kadar Istanbul Hükümetinin bütçe ödenekleriyle
yetinildi.Milli Hükümet kurulduktan sonra çıkarılan avans kanunları ile gelir
sağlamaya çalışıldı
Türkiye
Büyük Millet Meclisi hükümeti kurulunca acele bir bütçe yapma durumu ile
karşılaştı.Bu çok zordu.Hem zaman isterdi,hemde önce düşmana karşı savunmayı
hazırlayacak sonrada milletin tahammülü
oranında bir kadroya göre bütçe tanzim edecekti.Bu sebeple Meclis birçok tartışmalardan
sonra beş aylıkbir bütçe çıkardı.Buna göre 30 Milyonun 10.775.300 lirası milli
savunmaya ayrıldı.Fakat yeterli
olmadığından seferberlik ve cephe zammı
kanunu çıkarıldı.Sonunda 1920 yılının bir yıllık genel bütçesi
tamamlandı.Buna göre 51.360.620 liranın 27.576.039 lirası Milli Savunma
Bakanlığına ,752.969 lirasıda imalatı harbiyey verildi..
TBMM Başkanı
Mustafa Kemal Paşanın 26 Nisan 1920 günü Sovyet Rusya Hükümetine gönderdiği
birinci teklifinde silah ve cephane ile de para istendi.Silah ve Cephane
yardımıları ayrı bir konu teşkil eder.Para yardımına gelince ilginç bir durum
alır.Önce o günkü para değeri şöyleydi: 1920 yılı Kasım ayının ilk haftasına
kadar 1 Rus altını: Osmanlı kağıdı parasıyka 580-585 kuruştu.Yıl sonuna kadar
artarak 600-685 kuruş oldu.Buna göre peyderpey gelen Rus yardımı hep altın
ruble ile oldu.
Rusya’dan
ilk gelen 6 sandık altın ruble,8 Eylül 1920günü Celalettin Arif Beyinde
bulunması ile Doğu Cephesi Kurmaybaşkanlığı ve levazım heyetleriyle Rusya
elçilik katibi ve ateşemiliteri önünde açıldı.ikinci defa 1920 yılı Eylül ayı
içinde bir milyon altın ruble önce Trabzon’a geldi.Oradan kamyonlarla Erzuruma’a
gönderildi.Üçüncü defa ise 17 Aralık 1920 günü yine Trabzona’a bir buçuk milyon
altın ruble geldi.Ayrıca Gümrü’de bulunan Rusya Müttefik Cumhuriyetleri Şüraları
vekili tarafından 50.000 altın ruble Erzurumdaki askeri okullara ve sanayi
tesislerine gönderildi.Azerbeycan Türk Cumhuriyetide 100.000 altın bağışladı.
Hepsi 6
sandık 400 kg altın,516.800 adet.2.550.000 altın ruble ( 0.59 tl ) 1.809.412 tl
ve 100.000 Osmanlı altını da ( 5.07 tl den )507.000 tl olmaküzere 2.316.412 tl
tutulmuştu..
1921 yılında
Meclis’ten çıkan bütçe kanunu bir önceki yıla göre çok daha çekişmeli ve zor
oldu.Şubat 1921 başında elde para yoktu
ve hazine boştu.Memleketin pekçok yerinde asiçeteler isyan
etmişti.bunlar,köy,kasaba ve şehirleri kasıp kavuruyor,haraca kesiyordu.Halk
can derdine düşmüş,üstüne giydiklerinden ve yatağı yorganından başka maddi hiçbir varlığı hemen hemen
kalmamıştı.
26 Ocak 1921
de Istanbul da bir yüzlük altını 604 kuruştu.Milli Hükümetin hakim olduğu
yerlerde 520-530 kuruştu.Bu durum Anadoluda
üretm sonucu ihracat yapmak ve
altın ihracına da engel olmaktan mı ileri geldiği ,yoksa halkın elinde kağıt
para kalmadığından herkesin ailesinin boynunda sakladığı 5-10 altını bozdurmek
zorunda kaldığından mı,kağıt paranın gerçekten kıymetlendiği tartışma konusu
oluyordu.1921 yılı başladığı zaman henüz Meclis tarafından onaylanan bir bütç
yoktu.Bu durumdan 1 Mart gece yarısından itibaren bütün hizmetleri kesmek
zorunda kald.Toplanan para 55 Milyon liraydı.Oysa,yalnızca o yıl için acilen
orduya harcanacak gerekli miktar 45 milyon olacaktı.Bütçenin 81 milyona
çıkarılması için 26 milyon lira açık nasıl kapatılıcaktı ? Bir takım tedbirler
ve kısıntılar ile Meclis uğraşıp durdu..
Moskova ‘da
bulunan Türk delegeleri Ruslar’la
yaptıkları müzakerelerde 150 milyon altın ruble istediler.Fakat Ruslar senede
10 Milyon ruble vermeyi kabul ederek,16 Mart 1921 tarihli Moskova Antlaşmasının
10.maddesinde bunu belirttiler.Böylece Yusuf Kemal Bey beş arkadaşıyken 28 Nisan 1921 günü Rusya’dan Kars’a geldi.ilk
taksit olarak 400.000 adet Rus rublesini de beraberinde getirdi.Maliye Bakanı
30 Nisan 1921 günü Genelkurmaya Başkanlığına gönderdiği bir yazı ile ibu parayı
savaşın ağır yükünü taşıyan Batı Cephesinin ihtiyaç ve isteklerini karşılamak
ve harp mühimmatı için en kısa sürede ve en çabuk araçlarla Ankaray
gönderilmesini rica etti..
O sırada
Türkiye’nin Moskova Büyükelçisi Ali Fuat Paşa idi.15 Temmuz 1921 tarihinda
Dışişleri ve Maliye Bakanlarına ‘’ Moskova Antlaşmasını imzasından sonra
verilen 5.160.000 altın rublenin durumu ve Rus Hükümetinin tutumu ‘’ hakkında
bi rşifre göndermişti.Burada özetle : ‘’ Rusya’nın vadettiği toplam altın
rublenin geri kalan kısmını vermek istemediklerini ,bu yıl verecekleri ilk
taksit 4.600.000 altın rublenin alınması içinde Oltu madenlerinin imtiyazını
teklif etmek gibi bir muamelede bulunduklarını ve daha bir çok bahaneleri yazarak bu paranın
alınmasından ,kendilerine ilerde Türkiye tarafından aynen verileceği
hatırlatılmasına rağmen zorluk çıkardklarını ‘’ belirtti.1921 yılında bu
güçlükler altında peyderpey gelen 9.800.000 altın rublenin karşılığı ( 0.59
kuruştan ) 5.782.000 tl yi buldu..
14 Mart 1922’de
Rus elçisi,Dışişleri Bakanı’nı ziyaret ederek üç buçuk milyon rublenin Türk
Hükümetine verilmek üzere yola çıkarıldığını ve eğer ihtiyacınız varsa
elçilikte bulunan 150.000 altın rublenin de derhal verilebileceğini
söyledi.Dışişler, Bakanı,Maliye Bakanlığı ile görüşülerek gerekne işlemin
yapılacağını ve durumu başkomutana
sunacağını söyleyerek teşekkür etti.Bu durum başkomutana arzedildi.26Nisan 1922
tarihli bir şifreyle Doğu Cephesis Komutanı 3.500.00 rublenin Samsuna geldiğini
bildirildi.
İşte Bütün
Kurtuluş savaşı boyunca çekilen bu para sıkıntıları sürüp giderken,devamlı
olarak çok büyük fedakarlıklara katlanılması gerekmişti.İşte buna acı bir
örnek:içinde mali durumu özetleyen,Başkomutanın Doğu cephesi Komutanlığına 2
Nisan 1922 de gönderdiği bir yazı aynen şöyleydi.
‘’ 25.000
adet Rus altının gönderilmesinden dolayı teşekkür ederim.Batı Cephesinin
memnuniyet verici olmayan mali durumu zatı devrelerince bilinmez bir konu değildir.Cephenin ikmali
zaruri olan noksanları yapılmış siparişlere karşılk acıklı bir halde bulunan
maliye,bizi imkansızlık karşısında bulunduruyor.Maliye bakanı isteklerimize
karşı verdiğ cevaplarda Doğu Cephesi
kasalarında 1922 martında 1.190.00 lira bulunduğu cihetle bundan istifadeyi
tavsiye ediyor.
Bu hususa dair,Milli
Savunma Bakanlığınca cephe mevcudunun 750.000 liradan ibaret olduğu
bildirilmektedir.Durumun nezaket ve önemini herkesten ziyade takdir buyuracağınıza
tam eminiyetim bulunduğumdan
mevcudunuzdan 200.000 lira daha ayırarak göndermenizi Ismet paşa ile
birlite özellikler rica ederim efendim
Başkomutan ‘’
Sovyet
Rusyanın yeni kurulan Türk Hükümetine yaptığı para yardımının birde perde
arkası vardır.Aslında Madalyonun öbür yüzü pek sinsice oynanmış bir oyun olup,içyüzü oldukça geniş
bir konudur.Biz burada bunu kısaca özetlemekle geçeceğiz
1920 yılında
Türk Buhara Cumhuriyetinin ilk ve son Cumhurbaşkanı olan Osman Kocaoğlunun bu
para yardımın gerçek yüzünü anlatan hatıraları çok ilgi çekici oluğ,ders ve
ibret vericidir.Acıklamanın bir bölümü şöyledir
‘’’ 1920
yılında Buhara Cumhuriyeti kurulduktan sonra Cumhurbaşkanı olarak yanımada
Başbakanımı alarak Sovyet Rusya büyükleride ve Lenin ile temasta bulunmak üzere
,Moskovya gitmiştim.Bizden bir müddet önce temmuz ayı ortalarında
Türkiyeden de Bekir Sami Bey
başkanlığından bir kurul Milli Hükümet için yardım konusunu görüşmeye
gelmişti.Kremlin Sarayında kendisiyle görüştüğümüz gün Lenin,önem verdiğini
hissettirdiği Türkiyeden söz açarak ‘’
Ankaradan bir kurul geldi,Acele yardım istiyor,bu hususta sizin fikriniz nedir ‘’dediler..
‘ Hiç tereddüt etmeden ‘ Elbette yardım etmek
gerek ve vakit geçirmeden yapılmalıdır. Deyişim üzerine bu işe zaten
kararlı olduklarını ,fakat bazı zorluklarla karşılaştıklarını belirten bir
ifade ile ‘’ Yardım problemi için bizi
düşündüren iki zorluk vardı.Biris,Türklerin istedikleri altın para bizde pek
azdır.deyince,sözünü kestim,Bizde altın para var,Verebiliriz
dedim..Lenin Memnun oldu.Diğer zorluk
yol problemidir.Çünkü Türkler yalnız para değil,cephane ve harp
malzemeleri,silah da vermemiz gerekiyor dedi.Bunları Ankaraya ulaştırıcak
yol lazım,halbuki Kafkaslardaki
durum dolayısıyla yollar kapalıdır.Ne zaman açılacağı de belli değildir
dedi,Bende cevap olarak Kafkaslarda
bulun Cumhuriyetlerel anlaşmak mümkün,çünkü bu bölgede bulunan Müslümanlar
çoğunlukla aynı zamanda Gürcülerde çıkarları gereği Muslümanlara yakındır.Çalışılırsa müşterek
bir yol bulunur,Esas mesele paranın miktarını tesbit etmektedir dedim
Bu iişi aynı
zamanda Dışişleri Bakanı olan Başbakan Feyzullah hoca ile Rus uzmanlardan
oluşan bir kurula havale ettik.Uzun görüşmeleriden sonra kurul yardım miktarını
en az 100 milyon altın ruble olmak üzere tespit etti.Lenin’le ikinci defa
görüşmemizde yardım miktarını söyledim ve hemen bu parayı verebilirim
dedim.Çarlık zamanından kalma altın rublemiz çoktu.Buhara bir Çar eyaleti
olmasına rağmen,mali işlerde bağımsızdı.Onun için bizde altın,haddinden fazla
idi.Leninle bu şekilde anlaştıktan sonra Buharaya döndüm.Durumu Meclise intikal
ettirdim.Meclis itirazsız 100 milyon altın rublenin yollanmasını
onayladı.Formaliteler tamamlandıktan sonra rublelere derhal Ankaraya verilmek
üzere Rus Hazinesine verildi.
Bu duruma
göre 100 milyon rublenin Rusyaya Türkiyeye verilmek üzere gönderildiği açıkça belli
oluyor.Fakat ruslar bu parayo kendileri alıp Türkiyeye hiçbir zaman
göndermemişlerdir.O günkü hesaba göre birlik ruble bizim paramıza göre 59 kuruş
olup 100.000.000 x 59: 59.000.000 tl tutar.bu para eksiksiz gelse idi hem
orduyu hemde halkımızı yoksul halini düzeltirdik.Ne yazıkki eldeki belgelere göre saval içinde 3 yıl
boyunca Sovyet Rusyanın para olarak yaptığı yardım 1920 yılında 2.316.412 TL
1921 yılında 5.782.000 tl ve 1922 yılında 2.714.000 tl olmak üzere 10.812.412
tl geçmemiştir.
Kurtuluş
savaşı sırasında Hindistan Hilafet komitesinin gönderdiği paralar sovuey
Rusyanın yardımı seviyesinde olmasa bile ayrı bir anlam taşımaktaydı.Türklerin
emperyalist güçlere karşı baş kaldırışını saygıyla karşılıyor,yeni kurulan
miili hükümete olan inanç,sevgi ve saygılarının ne kadar içten olduğunu
gösteriyordu.
16 Kasım
1921 günü İstanbulda Hamit bey şu bilgileri verir ‘’ Bu arada Londra Aracılığı
ile Mustafa Kemal Paşa adına 20.000 Ingiliz lirası gönderilmiştir.Bundan başka göndermelerin
devam edeceği,Osmanlı Bankasına gönderilen bir mektuptan Anlaşılmakta
idi.Osmanlı Bankası,gönderilen 20.000 Ingiliz lirasının karşılığını Ankara
şubesine aktarmış bulunmaktaydı.Osmanlı Bankası,gelmesi muhtemel diğer paralara
aracı olacağını bildirmişti.Ancak para gönderilmesi devam ettiği sürece bunların İstanbuldamı saklanması gerektiği
sorulmakta idi.Ayrcıa yine Hindistandan
Mustafa Kemal Paşa adına gönderilerek
Osmanlı Bankasına gelen 6000 Ingiliz lirası karşılığı olarak 36.300
Osmanlı lirasının 30 Ocak 1920 günü bankanın Ankara subesine gönderildiğini
Hamit Bey iletir
Bu şekilde
14 kerde 106.400 Ingiliz lirası karşılığı 675.494 tl geldi.TBMM başkanı ve
başkomutan Mustafa Kemal Paşa ,Hindistan Hilafet komitesinin Londra temsilciliğine
Türkiyeye yaptıkları bu yardımdan teşekkür edilmistir
Saturday, September 23, 2017
TÜRKLEDEN ÖNCE ISTANBUL'U KIMLER KUŞATTI ?
M.Ö 500 Pers imparatoru I.Darius şehri kuşattı ve tahrip etti
M.Ö 479 Ispartalı pozanyas şehri kuşattı ve zaptetmeyi başardı
M.Ö 408 Atinalı Alkibiyades in kuşattığı şehir açlık nedeniyle teslim oldu
M.Ö 340 Makedonya kralı Filip tarafından kuşatıldı.Şehir halkı şiddetle karşı koyarak kendini savundu.Yunanlıların yardımı ile kurtuldu
194 Roma imparatoru Septime Severe şehir kuşattı.Üçyıl süren kuşatma sırasında halk açlıktan fareleri,insan cesetlerini yedi.Kadınların saçları kesilerek savaşcıların yayları için kullanıldı.Sonunda halk teslim olmasına rağmen kılıçtan geçirildi,şehir yağmalandı
616 Pers kralı II.Keyhsürev şehir kuşattı isede ele geçiremedi
626 Iran - Avar birleişk kuvvetlerinin kuşatması bir sonuç vermedi
665 Emevi Halifesi Muaviye dönemindeki kuşatma sonuçsuz kaldı
667 Şehir Muaviye devrinde uzunsüre kuşatıldı.Bu kuşatmada arapların arasında Hicret sırasında Peygamber efendimizi (s.a ) evinde ağırlayan Zeyd oğlu Halid ( Ebu Eyyüb el Ensari ) barsak iltihabı geçirerel vefat etmiştir.Ebu Eyyub ölmeden önce arkadaşlarına ' Ölüyorum ölünce vücudumu bir tahta üzerine uzatın ve onunla surlara saldırın dedi ' Gömüldüğü yer belli olmamasına karşın,1453 yılında Fatihin hocalarından Akşemseddin rüyasında görerek mezarını ortaya çıkarmıştır.II Mehmetin buyrugu ile mezar ve camii yapılarak ,sonraları semte Eyüp adı verilmiştir.Mesleme komutasında yapılan kuşatma bir sonuc vermeyince İslam donanması geri döndü
672 Gene Muaviye döneminde Ucüncü kez Avd oğlu Süfyan tarafından kuşatıldıysada buda sonucsuz kaldı
712 Emevilerden Halife I.Velid devrinde yapılan kusatmada sonucsuz kaldı
717 Emeviler zamanında Abdülmelik oğlu süleymanın orduları şehir kulattı
722 Halife II.Yezit zamanında bir arap ordusu beşinci kez istabulu kuşattı.Galata ele geçirilidi ve bu semtte bugun hala ayakta olan Arap Camii yapıldı
742 Bizans İmparatoru Constantinus Copernimos şehir Artavasda dan geri aldı
782 Bu kez Abbasi Halifesi Mehdi devrinde kuşatıldı.İmparator vergi vererek şehri kurtardı
813 Imparator V.Leon zamanında şehir Bulgarlar tarafından kuşatıldı.Sonunda püskürtüldüysede Şehirin çevresi harap oldu
854 Abbasi Halifesi Mütevvekil döneminde şehir kusatıldı ama ele gecirilemedi
864 Bu kez Slavlar şehri kuşatır ama başarılı olamaz ve çekilirler
869 Abbasi Haligesi Mutemit devrinde gene kusatıldı ancak şehir vergi vererek kurtuldu.Kusatma 4 ay sürd
904 VI.Leon zamanında Ruslar bu sefer istanbul'u kusattılar yenilerek geri çekildiler
936 Bir Rus donanmasının saldırısını rum ateşi ile önlediler
959 Bu sefer macar orduları batıda saldırdılar ancak basarısız olup geri döndüler
1043 Ruslar bu sefer saldırılarında 5000 ölü vererek geri çekildiler.
1186 Kendini imparator ilan eden Barsus şehri kuşattı.Fakat II.İzak Angelos onu mağlup etti
1204 12 Nisanda şehiri işgal eder ve yağmalayıp latin krallıgı kurarlar.Bizans imparator ailesi Iznike tasınır
1261 Iznik Rum imparatoru VI Mihale Paleologos Bizans latinelerden geri alır
1302 Bir Venedik donanması şehri kuşatır ama başarılı olamaz
1328 III Andrınikos Paleogolos 24 Mayısda şehir ele geçirdi ve tahta oturdy
1348 Galatada bulunan cenevizliler şehre saldırdı ama başarılı olamadı
1437 Cenevizliler bu ikinci saldırısıda başarılı olamadı
M.Ö 479 Ispartalı pozanyas şehri kuşattı ve zaptetmeyi başardı
M.Ö 408 Atinalı Alkibiyades in kuşattığı şehir açlık nedeniyle teslim oldu
M.Ö 340 Makedonya kralı Filip tarafından kuşatıldı.Şehir halkı şiddetle karşı koyarak kendini savundu.Yunanlıların yardımı ile kurtuldu
194 Roma imparatoru Septime Severe şehir kuşattı.Üçyıl süren kuşatma sırasında halk açlıktan fareleri,insan cesetlerini yedi.Kadınların saçları kesilerek savaşcıların yayları için kullanıldı.Sonunda halk teslim olmasına rağmen kılıçtan geçirildi,şehir yağmalandı
616 Pers kralı II.Keyhsürev şehir kuşattı isede ele geçiremedi
626 Iran - Avar birleişk kuvvetlerinin kuşatması bir sonuç vermedi
665 Emevi Halifesi Muaviye dönemindeki kuşatma sonuçsuz kaldı
667 Şehir Muaviye devrinde uzunsüre kuşatıldı.Bu kuşatmada arapların arasında Hicret sırasında Peygamber efendimizi (s.a ) evinde ağırlayan Zeyd oğlu Halid ( Ebu Eyyüb el Ensari ) barsak iltihabı geçirerel vefat etmiştir.Ebu Eyyub ölmeden önce arkadaşlarına ' Ölüyorum ölünce vücudumu bir tahta üzerine uzatın ve onunla surlara saldırın dedi ' Gömüldüğü yer belli olmamasına karşın,1453 yılında Fatihin hocalarından Akşemseddin rüyasında görerek mezarını ortaya çıkarmıştır.II Mehmetin buyrugu ile mezar ve camii yapılarak ,sonraları semte Eyüp adı verilmiştir.Mesleme komutasında yapılan kuşatma bir sonuc vermeyince İslam donanması geri döndü
672 Gene Muaviye döneminde Ucüncü kez Avd oğlu Süfyan tarafından kuşatıldıysada buda sonucsuz kaldı
712 Emevilerden Halife I.Velid devrinde yapılan kusatmada sonucsuz kaldı
717 Emeviler zamanında Abdülmelik oğlu süleymanın orduları şehir kulattı
722 Halife II.Yezit zamanında bir arap ordusu beşinci kez istabulu kuşattı.Galata ele geçirilidi ve bu semtte bugun hala ayakta olan Arap Camii yapıldı
742 Bizans İmparatoru Constantinus Copernimos şehir Artavasda dan geri aldı
782 Bu kez Abbasi Halifesi Mehdi devrinde kuşatıldı.İmparator vergi vererek şehri kurtardı
813 Imparator V.Leon zamanında şehir Bulgarlar tarafından kuşatıldı.Sonunda püskürtüldüysede Şehirin çevresi harap oldu
854 Abbasi Halifesi Mütevvekil döneminde şehir kusatıldı ama ele gecirilemedi
864 Bu kez Slavlar şehri kuşatır ama başarılı olamaz ve çekilirler
869 Abbasi Haligesi Mutemit devrinde gene kusatıldı ancak şehir vergi vererek kurtuldu.Kusatma 4 ay sürd
904 VI.Leon zamanında Ruslar bu sefer istanbul'u kusattılar yenilerek geri çekildiler
936 Bir Rus donanmasının saldırısını rum ateşi ile önlediler
959 Bu sefer macar orduları batıda saldırdılar ancak basarısız olup geri döndüler
1043 Ruslar bu sefer saldırılarında 5000 ölü vererek geri çekildiler.
1186 Kendini imparator ilan eden Barsus şehri kuşattı.Fakat II.İzak Angelos onu mağlup etti
1204 12 Nisanda şehiri işgal eder ve yağmalayıp latin krallıgı kurarlar.Bizans imparator ailesi Iznike tasınır
1261 Iznik Rum imparatoru VI Mihale Paleologos Bizans latinelerden geri alır
1302 Bir Venedik donanması şehri kuşatır ama başarılı olamaz
1328 III Andrınikos Paleogolos 24 Mayısda şehir ele geçirdi ve tahta oturdy
1348 Galatada bulunan cenevizliler şehre saldırdı ama başarılı olamadı
1437 Cenevizliler bu ikinci saldırısıda başarılı olamadı
Zeynep Kamil Hastahanesine adını veren kim ?
Zeynep Kamil Hastanesine adını veren Zeynep Hanım Kavalali Mehmet Ali Pasanın ikinci kızı olup Sadrazamlıkta bulunmuş Yusuf Kamil Paşa nın eşidir.Mısırda doğmuş Yusuf Kamil Paşa ile evlenmiştir.Kamil Paşayı sevmeyen Abbas Paşa Mısır valisi olduktan sonra Paşayı hapis ettirdiği gibi Zeynep hanımıda boşamaya zorlamıştır.Mustafa Reşit Paşanın aracılığı ve Sultan Abdülmecid'in fermanıyla Yusuf Kamil Paşa istanbula gelmiş ve bir süre sonrada eşi Zeynep hanımda buraya gelerek tekrar evlenmişlerdir.Zeynep hanım ile Yusuf Kamil Paşanın hiç çocukları olmamıştı.Hayır severliği ile tanınan Zeynep Hanımın Üsküdar Sırtlarıdaki köşkü çocuk hastahanesi ve doğum evi haline getirdiği gibi Beyazıttaki konağıda çeşitli hizmetlerde kullanılmış son olarak Fen Fakültesi olarak kullanılırken çıkan bir yangında kül olmuştur.Zeynep Kamil Hanım ile Yusuf Kamil Paşanın mezarları Zeynep Kamil hastahanesinin bahçesindeki türbede yer almaktadır.Zeynep Hanımın 1881 yılında öldüğü bilinmektedir
Subscribe to:
Posts (Atom)
